AKP’nin gerileyişini kim durdurabilir?

31 Mart seçimlerinin ardından, sandıkta bir hile arayanlar, sadece seçim sonuçlarını hazmedemediklerini göstermiyorlar.

Uzun yıllardan beri bu ülkede muhalefetin yaptığı bir şeyi yapmaya başlıyorlar aslında.

Halkın ayrım gücünü, ferasetini, zekasını küçümsüyorlar.

Bütün bu söylenenler, bir yere gelip düğümleniyor.

İstanbul halkı, Ankara halkı bu şekilde karar vermiş olamaz diyorlar.

Nasıl olur da, İstanbul, eski bir başbakanı, henüz Meclis başkanlığından istifa etmiş, bu denli engin tecrübeye sahip bir politikacıyı es geçer de, Beylikdüzü gibi bir ilçenin, daha düne kadar adını kimsenin duymadığı belediye başkanını tercih eder?

Nasıl olur da, arkasında bu kadar muazzam iktidar gücü olan adaylar seçilemez?

Bütün televizyonlar, bütün gazeteler bizim elimizdeyken, istediğimiz haberi yaptırıyorken, elinde hiçbir aygıtı olmayan bu adamlar nasıl olur da, gelip belediyeleri bizim elimizden alabilirler?

Ben, bu kadar feryat ve figanın sadece iktidar nimetlerinin bazılarını kaybetmekle açıklanamayacağını düşünüyorum.

Nasıl ki, muhalefet, iktidarla halk arasındaki ilişkinin koşulsuz bir aşk ilişkisine dayandığına inanmıştı ise, aynı şeye iktidarın da inanmış olduğunu görüyoruz.

Bu kadar uzun zamandan sonra, ne olursa olsun, halkın onların arkasından çekilmeyeceğine inanmışlar…

Önlerinde duran çok acı tabloyu hazmedemiyorlar bir türlü.

Nasıl olur da bu halk, onlardan başka birileriyle gönül bağı kurabilir?

Daha dün Cumhurbaşkanlığı sistemine onay veren bu halk nasıl olur da, bugün, “sana bu kadar yetkiyi çok görüyorum, sen de gücünü paylaş biraz” anlamına gelecek bir tercih yapabilir?

Ekrem İmamoğlu, bugün AKP’ye seslendi “Kendilerini yenilesinler, kaybettiklerini düşünsünler” dedi.

Yani bu bıktırıcı yeniden saydırmalarını bir kenara bırakıp kendilerini hesaba çeksinler diyor.

Şu ana kadar verilen tepkiler, AKP’nin bunu yapamayacağını gösteriyor.

Seçim sonuçlarının en çok kabullenildiğinin görüldüğü anda bile, avuntu, yeni belediye başkanlarının birer topal ördek olmasında bulunmaya çalışılıyor…

İnsanlar gibi, siyasi hareketlerin olgunluğu, başarıyı da başarısızlığı ne kadar hazmedebildikleriyle ölçülebilir.

AKP başarıyı, her şeyi yapmak için kendisine verilmiş sonsuz bir kredi gibi okurken hatalıydı.

Başarısızlığı değerlendirirken de, asla kendi hatalarına, eline geçen muazzam güçle neler yaptığına bakmayarak büyük bir hata yapıyor.

Aldığı yaradan, bu büyük darbeden ders çıkarıp, bu acıdan kendini dönüştüreceği bir koza öreceği yerde, onu başarısızlığa götüren ruh halini katmerlendirerek sürdürüyor.

Bundan sonra yol, muhtemelen hep yokuş aşağı olacak.

AKP’nin aldığı destek her geçen gün azalacak.

İklim değişti ama onlar bunun pek farkında değil gibi görünüyorlar.

Bundan sonra, onlara eski güçlerini sadece rakiplerinin hataları geri verebilir.

Sağda solda gördüğümüz, hala daha AKP’lileri eşleri üzerinden aşağılayan; hala daha bu milletin diniyle, muhafazakarlığıyla uğraşan, hala daha toplumu eğitecekleri bir cahil sürüsü gibi gören bir zihniyet var. Onlar fırsat bulursa, AKP bu onulmaz yenilgiden de güçlenerek çıkar.

Başka bir şey daha var. Hani yeni seçilen Adana Belediye başkanı Zeydan Adana’da beş bin kişinin çalışmadan bankamatiklerden maaş aldığını söyledi ya…

Bunu duyunca benim anılarım canlandı.

Ben üniversitedeyken, belediyenin kapısına gitmediği halde, her ay CHP’li belediyelerden maaş alan arkadaşlarım vardı.

Bu saatten sonra, bu muazzam başarıdan sonra, bu eski hastalıklar tekrar nüksederse, adam kayırmacılık, rant dağıtıcılık, kentlere ve sakinlerine hizmet etmenin önüne geçerse, Türkiye’de hiçbir şey değişmez, 31 Mart yalancı bir bahar olarak kalır.

AKP kendini muhasebeye çekmiyor olabilir; ama CHP bunu yaparsa önümüz gerçekten açılır.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir