31 Mart Elm sokağında kabusa dönmesin

Yıllar önce Elm Sokağında Kabus diye bir film vardı.

Filmde insanlar uyuduklarında Freddy rüyalarına giriyor, onlara korkunç kabuslar yaşatıp öldürüyordu.

31 Mart akşamından beri, “sandıkların başından ayrılmayın” deniyor.

Çünkü bu seçimlerin Elm Sokağında Kabus’a dönmesinden korkuluyor.

Biraz gevşenirse, biraz rehavete yenik düşülürse Freddy sahne alabilir; kazanılan seçimler kaybedilebilir, bundan korkuluyor.

***

Muhalefetin bu denli sandığa sahip çıkma azmi devam ettikçe kimsenin bir şey yapabileceğini sanmıyorum.

Elinde bu denli muazzam güç olan, bu kadar organize bir şekilde seçime katılan bir iktidarın “sandıklarda hile yapıldı” türünden sözlerini kendilerinin de ciddiye almadığını, alamayacaklarını biliyorum.

Bu tür lafların ve itirazların, şoku absorbe etmek, zamana yaymak, böylece yıkıcı etkilerini azaltmak için yapıldığını düşünüyorum.

***

Çünkü, her ne kadar, ülke genelinde aldıkları oylara göndermede bulunarak, 31 Mart seçimlerini bir zafer gibi göstermeye çalışsalar da, iktidarın bu seçimin en büyük kaybedeni olduğunu herkes biliyor.

Sayın Cumhurbaşkanı, bir hakem gibi durup seçimi izleseydi, bu sonuçların onun iktidarına bir darbe olduğunu herhalde söyleyemezdik; bu bir yerel seçim deyip geçip giderdik.

Ama bu seçimin ne anlama geldiğini, bizzat sayın Cumhurbaşkanı kendisi tarif etti; “beka” seçimi diyerek, seçmenlerin sadece bir belediye başkanı seçmeyeceklerini bizzat kendisi söyledi.

Belediye başkan adaylarını görünmez kılıp, kendisini ve sadece kendisin ön plana çıkararak, seçimi adeta bir güven oylamasına dönüştürdü.

***

31 Mart akşamı tam olarak ne olduğunu idrak etmek için, herkesin belli bir zamana ihtiyacı olacak.

İktidarın, muazzam olanaklarına, eski başbakanı aday olarak göstermelerine, sayın Cumhurbaşkanının İstanbul’un neredeyse her semtinde miting düzenlemesine rağmen, seçimi birkaç ay önce hiç kimsenin tanımadığı İmamoğlu karşısında kaybettiler.

Mitolojideki o hiç yenilmeyen Aşil, hani ancak topuğundan darbe alınca, yenilebiliyordu ya, İstanbul’da bu iktidarın Aşil topuğuydu ve tam da oradan büyük bir darbe aldılar.

Büyük darbeler, büyük acılar verir.

***

Büyük acılar, insanları hiç sorgulamadan tutturup gittikleri yollardan geri çevirebilir.

Bu büyük yenilgi, Cumhurbaşkanının ve AKP’nin önünde kendilerini, yaptıklarını sorgulamak için büyük bir fırsattır aynı zamanda…

31 Mart bir başka açıdan da fırsattır: Bütün Türkiye’ye ve dünyaya, muhalefetin bu ülkede seçim kazanabileceğini göstermiştir.

***

Şimdi bir fırsat daha duruyor iktidarın önünde…

Türkiye’ye ve bütün dünyaya, iktidara ne kadar acı verirse versin, bu ülkede seçim sonucunda büyük değişimlerin yaşanabileceğini, son sözü milletin söylediğini göstermek…

Bunun için de, bir an önce seçim sonuçlarına saygı gösterip, yeni belediye başkanlarının göreve başlamasını sağlamak ve onların önlerine demokratik meşruiyeti gölgede bırakacak hiçbir engel çıkarmamak gerekiyor.

31 Mart’ın Elm sokağında kabusa dönüşmemesi için herkese görev düşüyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir